TÜRKİYE'NİN TURİZM GEZİ SEYAHAT SİTESİ
 
line decor
  
line decor
           
 
Turizm Haberleri
 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kazdağları Siyanürle

Kaplanmasın!

Oksijen ve yeşil cenneti Kaz Dağları'nda 11 şirket 37 ayrı noktada altın arıyor. Halk madencileri istemiyor. 100 bin ton siyanür havaya karışacak.

Kendi ülkelerinde siyanürle altın çıkarması yasak olan firmalar "Maden bulduk" diye ruhsat alırlarsa, bölgede 300-400 bin ton siyanür kullanılacak. 100 bin ton siyanür havaya karışacak. Yörede buna karşı çevre hareketi hız kazanıyor.

HAVA: Kullanılacak 400 bin ton siyanürün 100 bin tonu havaya karışacak
TOPRAK: Bitki örtüsü ve tarım en büyük darbeyi yiyecek
SU: Sondaj çalışması sırasında bile içme suları bulanmaya başladı
DENİZ: Dere ve kaynakların aktığı deniz bu kirlilikten nasibini alacak

Çanakkale ve Balıkesir arasında dünyada oksijenin en bol üç yerinden biri olarak bilinen Kaz Dağları'nda altın ve diğer değerli metalleri çıkarmak için ruhsat isteyen 11 firma, doğa harikası bölgeyi tehdit ediyor. Homeros'un İlyada adlı eserinde İda (Kaz) Dağı diye bahsettiği bölge; havası, suyu, toprağı ve deniziyle geçmişi MÖ 2000'li yıllara kadar dayanıyor. Truva Savaşları'na tanıklık eden, efsanelere konuk olan Kaz Dağları'nın eteklerinde ise Türkiye'nin en bereketli meyvesi ve sebzesi yetişiyor. Yüksek Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür'e göre, Çanakkale, Etili, Bayramiç, Ezine, Ayvacık ve Küçükkuyu bölgelerinde çalışacak olan bu madenler, ömürleri boyunca toplam 300-400 bin ton arası siyanür kullanacak. Öngür, bu rakamın yaklaşık yüzde 30'unun yani 100 bin ton siyanürün havaya karışacağını söylüyor. Ayrıca bu madenler çalıştığı süre boyunca 1 trilyon ton kadar kayayı kazacak ve bütün Çanakkale ve ilçeleri kadar su tüketecek.

Altın arama ruhsatı olan firmalar

 
KASTAMONU

1910’lardan kalma tarihi Belediye Konagi’nin merdivenlerinden iner inmez, arkami dönüp binaya yeniden bakiyorum. Ne kadar oturakli ve agirbasli. Dört metre tavan, dengeli durus, çarpici süslemeler... Demek ki bir zamanlar, bugün artik Anadolu’nun birçok kentinde nostalji olarak kalmis ahsap evler gibi devlet binalari da dikkat çekiciymis. Simdi butik bir otel olan Araba Pazari Hamami’nin karsisindaki eski Belediye Konagi, Cumhuriyet Meydani’ndaki ayni dönem ve akimin eseri Hükümet Konagi gibi...
Kent merkezindeki 534 tescilli konagin birçogunun ön cepheleri birbirinden farkli mimari özelliklere sahip. Büyük kismi Osmanli dönemine ait bu yapilar valilik tarafindan satin alinarak restore edilmis ve islev kazandirilmis. Bazilari içlerine sivil toplum örgütleri, vakiflar ve müzelerin yerlesmesiyle hayat bulmus.
 
ÇARSAMBA PAZARI’NDA KESIF
Daha önce hiç görmediginiz bir kentteki ilk dakikalarinizda basiniza gelebilecek en iyi sey, kendinizi o gün kurulan pazarin içinde bulmaktir. Biraz sersemleticidir ama daha hizli hisseder, daha kolay isinirsiniz. Günlerden çarsamba; Kastamonu’da pazar var... Özellikle de büyük bir sehirden mesela Istanbul’dan gelip Kastamonu’da bir pazarin içine düsmek, adim basi “bu ne,” sorusunu sormayi gerektirebilir. Zamaninda Roma’ya ceviz ve badem ihraç eden bu kentte yetistirilenlerin birçogunu tanimiyorum. Örnegin üryani erigi... Satici kadin düsüncelerimi okuyormus gibi, “Kastamonu’dan baska hiçbir yerde göremezsin” diyor. Bir tane daha; insanoglunun tarima geçmesiyle ilk ektigi bugday türü, siyez bulguru. MÖ 10 bin yilinda da vardi, simdi de var. Alip almamaniz önemli degil, hikâyesini kadinlar zaten anlatiyor: “Hasattan sonra kazanda kaynatiyoruz, kurutuyoruz, en son su degirmeninde kabugundan çikariyoruz...” Yan yana dizili tezgâhlarda kadinlar üryani erigi pestili satiyorlar. Ve daha pek çok sey; elma eksisi, kepekli su degirmeni unu, Tasköprü sarimsagi, keten tohumu, torba yogurdu, Tosya pirinci...
 
ETLI EKMEK SONRASI DIBEK KAHVESI
Eski ahsap evlerin siralandigi sokaklarin ucundan er geç Kastamonu Kalesi görünür. Burasi, kentteki Bizans döneminden kalan tek yapi. Kaleye çikip tepeden kenti seyrediyorum. Ünlü saat kulesinin sesi kentin hemen her yerinden duyuluyor. Kaleden inip Belediye Caddesi’ne dogru yürüyorum.
Cadde üzerinde ayakkabicilar, kuyumcular, pastirmacilar siralaniyor. Yanlarindan geçip giderken bir dükkânin önünde duruyorum; içeride hummali bir sekilde pastirma kesiliyor, sogan dograniyor. Kastamonu’nun sani etli ekmegin pastirmali olani da çok tüketiliyor burada. Sedat Bey’in asirlik dükkâninda pastirma ve sogan tepeler halinde yigilmis, bir kösede de çemen pürüzsüz tereyag kivaminda hazirlanmis. “Bir ekmeklik pastirma” diye siparis veriyor içeri giren kadin. Genç delikanli sogani dogramayi birakip bir kâgidin içinde pastirma, sogan ve kirmizi biber karisimi hazirliyor. Bunu sasirarak izledigimi görünce anlatiyorlar; o paket firina gidecek, pastirmali ekmek olarak çikacakmis. Asil seven ve bilen lokantada yemez, böyle yaparmis.     
Kent ne kadar göç vermis olursa olsun, terk etmeyen Kastamonulu için bazi tatlar kalici. Etli ekmek kadar vazgeçilmez bir sey daha var; dibek dövme kahve. Özellikle bayram günlerinde Ovali Pazari’ndaki kahve ve sahlep dükkânlarinin önünde uzun kuyruklar oluyor. Bütün kahvelerde de zaten dibek kahve içiliyor.

IPEKYOLU ÜZERINDE
Kahveciden Balkapani Hani’na, oradan da Nalburlar Çarsisi Sokagi’na dogru yürüyorum. Çocuk yasta burada valilik yapan Cem Sultan’in (1459-1495) adini tasiyan handan geçip, kentin kalbi Nasrullah Meydani’na geliyorum. Hayat burada güvercinler, namaz vaktini bekleyen yaslilar, banklarda sohbet edenler, gelip geçenler demek.
Buradan kentin en turistik noktalarindan Ismail Bey Külliyesi’ne geliyorum. Sehinsah Kayasi’nin üzerine temel kazisi yapilmadan, sert kayalik alana insa edilen Ismail Bey Camii’nin mermer kitabesinden 1454 yilinda yaptirildigi anlasiliyor. Kendisi ve minaresi kesme tastan olan caminin bahçesindeki altigen, fiskiyeli ve havuzu demir kafesle örtülü sadirvanin etrafi zaman zaman gençlerin bulusma yeri.
Ipek Yolu üzerinde bulundugundan, ticaret amaciyla yollara düsenlerin konaklamalari için Kastamonu’da birçok han insa edilmis. Bugün bazilarini turizm amaçli konaklama tesisi ya da çarsi haline getirmek için çalismalar sürüyor. Kursunlu Han, Tellâl Pazari, Cem Sultan Hani bunlardan birkaçi. Dualarla açilan bu hanlar 1460’li yillarda kentin ne denli zengin oldugunun da bir göstergesi. Hanlarin yani sira Kastamonu’da pek çok türbe de bulunuyor. Hatta o kadar çok ki sehirde dolasirken neredeyse adim basi bir yatira rastliyorsunuz.
Bu nedenle Kastamonu kentine ‘evliyalar sehri’ de deniyor.

KASTAMONU’DAN NE ISTERSINIZ?
Kastamonu yakin çevresindeki dogal ve kültürel güzellikleriyle de her mevsim farkli aktivitelere olanak taniyor. Çankiri, Çorum, Kastamonu illeri arasinda kalan Ilgaz Milli Parki zengin bitki örtüsü sayesinde geyik, karaca, ayi, yaban domuzu, kurt, tilki, tavsan, keklik gibi yabani hayvanlara uygun yasama ortami sunuyor. Yilin alti ayi karla kapli Ilgaz Dagi’nda kisin kayak sporu yapilabildigi gibi, bahar ve yaz aylarinda da doga yürüyüsleri düzenleniyor. Bütün bir yil süregelen spor faaliyetleri nedeniyle bazi tesisler on iki ay açik. Özellikle kayak sporuna yeni baslayanlarin keyif alacaklari kosullar sunan Ilgaz Milli Parki, snowboarda yeni baslayanlar için de uygun, oldukça sakin pistlere sahip. Manzara etkileyici ve kar kalitesi oldukça iyi.
Yürümekten yilmayanlar, maceracilar ve magara tutkunlari için de sehre yakin Valla (Varla) Kanyonu, Ilgarini Magarasi, Ilica Selalesi gibi yerler bulunuyor. Cide’den Abana’ya uzanan 170 kilometrelik sahildeki koylar ve plajlar denizin tadini çikarmak isteyenlere kucak açiyor...
Gezdikçe güzellesen, karakterli bir Anadolu kenti Kastamonu. Istediginde karli daglara, sahillere, derin kanyonlara açilir. Istediginde bir yatirda huzur bulur ya da ahsap konaklarin cumbalarinin altindan kivrilarak kaleye çikar ve buradan kendini seyreder. Münire Medresesi’nde baharatlarin kokusu, dövülen bakirin sesi, dokuma yapan kadinlarin sabri, ahsabin kokusu ruhunu oksar... Kastamonu, içine kapaniktir belki ama, onu gerçekten tanimak isteyene kapilari her zaman açiktir.

 

 


Catalhöyük Resimleri

Tralles'ten kaçirilan bu eserleri geri istiyoruz...  

KURED'in düzenlemiş olduğu imza kampanyasına katılmak için tıklayınız.

 

KUMDAN HEYKELLER SERGİSİ RESİMLERİ